Türkiye'nin 1 Numaralı Sağlık Platformu
info@sagliklidunya.com

Yüksek Tansiyon Hipertansiyon Kan Basinci


Yüksek Tansiyon Hipertansiyon Kan Basinci

Vücudumuzdaki organ ve dokularin beslenmesi ve oksijen temini, kalbimizin kani aort ve atardamarlara pompalamasi yoluyla olur. Dakikadaki pompalama sayisi, çesitli mekanizmalarla ayarlanir ve vücudun kan ihtiyacina göre artar veya azalir. Eriskin yasta kalbin dakikadaki atim sayisi, istirahat halinde iken 60-100 arasi degisir. Kalbin sol karinciginin kasilmasiyla aortaya atilan kanin atardamar duvarinda yaptigi basinca kan basinci (KB) denir. Halk dilinde ise kisaca tansiyon denmektedir.

KB sistolik (büyük, maksima tansiyon) ve diyastolik (küçük, minima tansiyon) olarak iki degerden olusur. Sol karincigin kasilmasiyla firlatilan kanin o anda damar duvarina yaptigi basinca sistolik, karincik gevsedigi zaman atardamardaki kan kitlesinin yaptigi daha düsük basinca diyastolik kan basinci denir. Kalbin firlattigi kanin atardamar duvarinda yaptigi dalgalanma ise, yüzeyel giden atardamarlar elle yoklandiginda bir vuru seklinde hissedilir ki buna da nabiz denilmektedir.

KBnin normal olan degerlerden yüksek olmasi haline hipertansiyon (yüksek tansiyon) var demektir. Bu durum toplumda çok önemli saglik sorunlarindan birisidir. Çünkü yol açtigi çesitli organ hasarlari ömrü kisaltmakta veya kisiyi sakat birakabilmektedir. Hipertansiyon çok yaygin bir hastaliktir ve eriskin nüfusun ¼ünde vardir; ileri yas grubunda daha sik görülmektedir.

Normal ve yüksek kan basinçlari:
Sistolik ve diyastolik KBlarinin bilinmesi, nabiz sayisi ile birlikte, kalp ve kan dolasim sistemi hakkinda önemli bazi bilgiler saglar. Büyük ve küçük tansiyon degerleri tek tek veya birlikte normalden yüksekse, kalp daha fazla yük altinda çalisiyor demektir. Tansiyon degeri sabit bir rakam degildir. Normalin alt ve üst sinirlari vardir. Bu sinirlar da kisinin yasina, cinsiyetine, irkina ve baska faktörlere degismektedir. KB, günlük hayatimizda sabit olmayip, dakikalik, saatlik veya günlük degismeler gösterir, örnegin hizli yürüme, yük tasima, heyecanlanma gibi durumlarda biraz yükselir, istirahat halinde veya uyurken biraz düser. Bu oynamalar normaldir ( yüksek tansiyonlu kisilerde de yüksek degerlerde bu oynamalar genellikle vardir). Günlük hayatta sistolik KBnin 90-140 mmHg arasinda degisiklik göstermesi, diyastolik basinç normal sinirlarda kalirsa normal bir durumdur. Eriskin yasta ideal KB degeri yapilan arastirmalarda belirlenmistir. Bu deger 120/80 mmHg ve altidir. Normalin üst siniri ise sistolik 130, diyastolik 85 mmHgdir. Yüksek normal degerler ise sistolik 130-139 veya diyastolik 85-89 mmHgdir. Eriskinlerde günümüzde kabul edilen KB siniflandirmasi tablo 1de gösterilmistir.


Kan Basinci

Sistolik Diyastolik
Optimal <120 ve <80
Normal <130 ve <80
Yüksek-normal 130-139 veya 85-89
Hipertansiyon
Evre I ( Hafif ) 140-159 veya 90-99
Evre II ( Orta ) 160-179 veya 100-109
Evre III ( Siddetli ) > =180 veya > = 110
Yalniz sistolik hipertansiyon >140 <90
Çok eskiden 60 yasin üzerindeki yaslilarda sistolik KBnin yüksek ( 140-170 mmHg ) olmasi, diyastolik basinç normalse normal kabul edilirdi. Ancak yapilan arastirmalar gösterdi ki, sadece sistolik KB yükselmesinin de kalp ve damarla ilgili hastaliklarda önemli rolü vardir. Bu nedenle örnegin 70 yasidaki bir kiside KBnin 170/80 mmHg olmasi tedavi gerektirir. O halde normal kabul edilen istirahat halindeki KB degerleri sistolik KB için alt ve üst sinir olarak 90-130 mmHg, diyastolik için 50-85 mmHgdir. Bir kimsenin yüksek tansiyonlu olduguna karar vermek tek bir ölçme ile yapilmamalidir. Özellikle yüksek- normal veya hafif yüksek tansiyonu olan kisilerde ilk degerlendirmeden sonra, en az iki ayri muayenede, en az iki kez ölçülen KBlarinin ortalamasi alinmalidir. Bu arada hastada daha sonra deginilecek beyaz önlük hipertansiyonunun da bulunup bulunmadigi evde yapilan ölçümlerle kontrol edilmelidir.

Yüksek kan basinci nedir?
Normal sartlarda KBni düzenleyen çesitli mekanizmalar vardir. En önemlileri kalbin pompalama gücü ve atardamarlarin uç dallarinin gevsek veya daralmis olmasidir. Basit bir örnekle açiklayacak olursak: Bir su pompasi ve buna baglanmis uzun lastik bir hortum ve ucunda bir musluk düsününüz. Musluk çok açilirsa, su boru içinden düsük bir basinçla geçer ve pompa motoru zorlamaz. Ama muslugu biraz kapatirsak veya agzini parmakla tikarsak hortum içindeki suyun hortum duvarina yaptigi basinç artacaktir. Bu örnek kan basincina uygulanirsa, atardamar uçlari daralmissa, içlerinden kanin geçmesi zorlasacak, kan basinci yükselecek, kalbin daha kuvvetli kasilmasi gerekecektir. Iste bu basinç yüksekligi sürekli olarak 130/85 mmHgnin üzerinde seyrederse bu kiside hipertansiyon var demektir. Zaman geçtikçe bu kisilerin atardamar duvar esnekligi azalir, az veya çok sertlesir. Yüksek basinca karsi kan pompalayan kalpte de büyüme meydana gelir.

Kan basinci ölçülmesi
Normal kan basincini ölçmek basit bir islem gibi görünse de, dogru ölçme için teknigi iyi bilmek gerekir. Ölçüm degerini etkileyen çesitli faktörler de vardir.

Bunlar su sekilde siralanabilir:
*Hastayla ilgili: Nabiz sesinin hafif olmasi, felçli koldan ölçüm yapilmasi, ruhsal durum, agrili durumda ölçme, yeni yemek yemis olma, mesane gerginligi, yeni sigara içmis olma, yeni kafeinli içki veya alkol içmis olma, heyecanli konusma, beyaz önlük reaksiyonu, ritm bozuklugu, sismanlik, gebelik, ileri yaslilik.
*Ortamla ilgili: Gürültülü ortam, soguk ortam.
*Donanim ve ölçme teknigi ile ilgili: Manson veya tüplerin hava kaçirmasi, tüplerde tikaniklik, bozuk cihaz, çok dar manson kullanimi, elbise üzerine manson sarilmasi, dirsegin çok yukarda tutulmasi, ölçerken çok hizli hava kaçirilmasi, hasta kolunun ve sirtinin desteksiz olmasi, ölçmeden önce çok kisa veya çok uzun dinlenme dönemi olmasi ( 20-30 dk.).
*Ölçen kisi ile ilgili: Önyargili yaklasim, isitme bozuklugu.

KB ölçümleri farkli zamanlarda, benzer pozisyonda yapilmalidir. Ilk ölçümde iki koldan da ölçülmeli, iki kol arasinda fark varsa, sonraki ölçümler yüksek taraftan yapilmalidir. 30 yasindan genç hastalarda KB yüksek bulunursa bacaktan da KB ölçülmelidir. Normal kisilerde iki kol KB arasinda 5-10 mmHg fark bulunabilir. KB sinirda veya hafif yüksek çikan kisilerde 3-4 hafta süre ile haftada 1-2 kez, degisik zamanlarda KB ölçümü yapilarak, KBnin sürekli yüksek olup olmadigina karar verilir.

Bazen hekim veya hastane ortami KBde geçici yükselmelere neden olabilir. Halbuki bu kisilerin evdeki ölçümleri genelde normaldir. Bu duruma beyaz önlük hipertansiyonu denir. Yüksek tansiyon saptanan hastalarin yaklasik % 15-20sinde bu durum bulunabilir. KB ölçmeden önce hasta en az 30 dakika öncesi kafeinli içki ( demli çay, kahve, kola ) veya sigara içmemis, en az 5 dakika dinlenmis olmalidir. Hasta sirti dayali durumda sakin oturmali, kol destekli olmalidir. Ölçen kisi de rahat durumda ve sakin olarak ölçüm yapmalidir. Ortamin sessiz ve iliman olmasi da önemlidir. Hastanin antigripal diye bilinen bazi ilaçlari içiyor olmasi, KBni yükseltebilir. KB ölçümü pratikte hasta oturur durumda iken yapilir. Bazen hekim gerek görürse yatarken veya ayakta iken de KB ölçebilir ( ileri yaslilik, diyabetik hastalar, tansiyon düsürücü ilaç aliyor olmak ).

Pratikte KB ölçülmesi, sfigmomanometre denilen tansiyon aleti ile yapilir. Bu alet civali, anaeroid, ( ibreli ) ve otomatik olarak 3 tiptir. Civali aletler en güvenilirdir ve genellikle kliniklerde kullanilir. Anaeroid veya otomatik olanlar hastane disinda daha çok kullanilirlar. Bunlarin güvenilirligi 6 ayda bir civali aletlerle kontrol edilmelidir. Otomatik elektronik aletler hastanin kendi kendine KBni ölçmesi için daha uygundur.

Anaeroid ve civali tansiyon aletleri havayi, kola sarilan lastik keseye pompalayan lastik bir puvar, bunun boyun kisminda hava kaçirmayi saglayan kontrol vidasi, havayi ileten lastik tüpler ve uygulanan hava basincini gösteren bir manometreden olusmustur. Lastik kesenin disi, dayanikli bezden yapilmis kola sarilan bir kilifla kaplanmistir. Buna manson denir. Manson boyutlari küçük çocuklar ve eriskinlerde kol çevresine göre standart ölçülerde farklilik gösterir. Örnegin eriskinlerde hava kesesi çaplari 12x24 cm, bacaktan ölçmek için 12x40 cm, çocuklarda 12x18 cm, küçük çocuklarda 4-8x12 cm olmalidir. Çocuk mansonu ile eriskinde kan basinci ölçülürse deger yüksek, eriskin mansonu küçük çocukta kullanilirsa KB degeri düsük çikabilir.

Kan basinci nasil ölçülür?
Önce manson, hava kesesi önde olacak sekilde kola sikica sarilir. Mansonun alt kenari dirsek çukuru kivriminin 2.5-3 cm üstünde olacak sekilde sarilmasi önemlidir. Ölçerken sik yapilan hatalardan biri, steteskopun ( dinleme aleti ) yanlis yerlestirilmesidir. Steteskop kesinlikle mansonun altina sokulmamalidir. Manson tüpleri steteskop yerlestirilecek bölgenin disinda olacak sekilde manson sarilmalidir.

Ilk ölçüm el bilegindeki atardamar ( radial arter ) nabzi parmakla hissedilerek yapilir. Sol el 2. Ve 3. Parmaklarimizla bilek atardamari hissedilirken, hava kesesi bu nabzin kayboldugu düzeyin üzerine çikacak sekilde sisirilir ve kese havasi yavas yavas puvar vidasi gevsetilerek kaçirilir. Nabzin tekrar hissedildigi basinç düzeyi yaklasik olarak sistolik basinçtir. Diyastolik KB bu yöntemle ölçülemez, dinleme ( oskültasyon ) yöntemi ile ölçülür.

Dinleme yöntemi ile KBni ölçmek için önce, dirsek kivrimindan geçen atardamar (brakial arter ) bulunmalidir. Bu atardamar genellikle dirsek kivriminin 1/3 iç kismindan geçer ve kol açik durumda iken el parmagiyla hissedilir. Kol kasi gelismis olanlarda ortada, çok yasli olanlarda daha da iç yanda bulunabilir. Bu nabzin yerinin saptanmasi, steteskop üzerine konacagi için önemlidir ( bazi elektronik cihazlarda nabiz algilayici kisim varsa, bu bölge atardamar üzerine gelecek sekilde manson yerlestirilmelidir. Sonra steteskopun diyafram kismi bu atardamar üzerine orta sikilikta konur. Hava kesesi önce ölçümde tespit edilen sistolik KB degerinin 20-30 mmHg üzerinde olacak sekilde süratle puvar vasitasiyla sisirilir. Süphesiz bu sirada hava kaçirma vidasi kapali olmalidir ( Bir elimizle steteskopu tutarken, diger elimizle havayi pompalamaktayiz ). Sonra kese basinci saniyede 2-3 mmHg hizda, yavas yavas vida gevsetilerek düsürülür. Nabiz sesinin hafif olarak duyuldugu an sistolik KBni gösterir. Hava kaçirmaya devam edilirken sesler giderek kuvvetlenir ve tekrar hafiflemeye baslar. Seslerin kayboldugu nokta diyastolik KBni gösterir. Eger ölçüm degerlerinde bir tereddüt olmussa, ikinci defa ölçmeden önce hava kesesi tamamen bosaltilir ve kese yeniden sisirilir. Yari bosalmis bir kese tekrar sisirilirse KB yanlis olarak yüksek çikabilir.

*Kendi kendine ( evde ) KB ölçümü: Hastalarin KBlarini kendilerinin ölçmesi için elektronik cihazlar gelistirilmistir. Bunlar mansonu üst kola yarlestirilenler, el bilegine sarilanlar veya parmaktan ölçenler olarak üç tiptir. Ilk ikisi daha sik kullanilmaktadir. Bu ölçümler su amaçlar için yararlidirlar: Beyaz önlük hipertansiyonunu saptamak, KBda baslangiçta kisa süreli yükselmeleri saptamak, tedaviye cevabi saptamak ve hastanin tedaviye aktif olarak katilmasi ve uyumunu artirmak. Saglikli cihazlarla yapilan ev ölçüm degerleri, gerek hipertansiyon tanisinin teyidinde gerekse tedavinin düzenlenmesinde hekime yararli olur.

Ölçülen KBni yazarken daha yüksek olan sistolik basinç yukari yazilir ve bir / isaretiyle diyastolik basinç alta yazilir. Örnegin KB 120/80 mmHg diye yazildiginda - ki bunu okurken 120ye 80 seklinde okumaliyiz- sistolik basinç 120, diyastolik basinç 80 mmHg (milimetre civa)dir. Eger ölçü birimini cm ( santimetre ) Hg söyleyeceksek 12/9 cmHg demeliyiz.

Yüksek tansiyon yapan sebepler nelerdir?
Eriskin yastaki hipertansiyonlarin %90inda sebep tam bilinemez. Bu tip hipertansiyona tipta esansiyel veya primer hipertansiyon deniz. Halk arasinda asabi tansiyon da denilmektedir. Genellikle hayat boyu devam eden bir durumdur. Hipertansiyon olusmasinda baska bir hastalik veya sebep söz konusu ise buna sekonder hipertansiyon denir. Eriskinlerde %6-8 siklikta rastlanir. Burada bu tip hipertansiyonla ilgili bilgiler verilmeyecektir.

Esansiyel hipertansiyonun nasil olustugunun mekanizmalari, günümüzde oldukça ortaya konmustur. Bu tip yüksek tansiyonun gelismesini kolaylastiran bazi önemli faktörler vardir:
a) Kalitim:Hipertansiyonun bazi ailelerde daha sik görüldügü bilinmektedir. Anne, baba veya yakin kanbagi olan akrabalarinizda hipertansiyon varsa, sizde de olusma ihtimali fazladir. Aile fertleri arasinda erken yasta kalp krizi veya felç geçirenler bulunuyorsa, diger aile üyelerinin belirli araliklarla tansiyonlarini ölçtürmeleri erken tani için önemlidir. Kalitimsal ( genetik ) özelliklerin hipertansiyona katkisi, %30-60 gibi önemli bir orandir.
b) Cinsiyet: Erkeklerde kadinlara göre daha fazla siklikta hipertansiyon görülür. Menopoza girildikten sonra kadinlarda da görülme sikligi artar.
c) Yas: Hipertansiyon genellikle 35 yasin üzerinde ortaya çikar ve yas ilerledikçe daha sik görülür. 15-20 yas civarindaki hipertansiyon vakalarinin da %20-25i esansiyel tiptir.
d) Irk: Siyah irkta beyazlara göre daha sik hipertansiyona rastlanir ve daha siddetli seyreder.
e) Sismanlik: Yapilan taramalarda ideal agirliklarinin %20sinden fazla sisman olan kimselerde, hipertansiyon gelisme sansinin yüksek oldugu anlasilmistir. Ancak sismanlik her zaman hipertansiyona neden olmamaktadir.
f) Yemeklerde fazla tuz kullanilmasi: Yemeklik tuzda sodyum ve klor bulunur. Sodyum saglik için gereklidir ve yeterli, normal miktarda yenirse vücuttaki sivi dengesinin düzenler. Yüksek tansiyonlu kisilerin bazilari asiri tuzlu yiyen kisilerdir. Fazla atilan tuz böbreklerden atilir ama bazi kisilerde bu mekanizma az çalistigindan, tuzla birlikte vücutta su da tutularak hipertansiyon gelisebilir. Hipertansiyonlu hastalarin büyük kisminda tuz alimi azaltilirsa tedavide yararli olur.
g) Alkol: Fazla miktarda düzenli alkol içilmesi kan basicini yükseltebilir.
h) Sigara: Fazla sigara içilmesi de kan basicini etkilemektedir.
i) Sedanter ( hareketsiz ) yasam sekli: Bu sekilde yasayanlar genellikle sismandirlar ve bu da hipertansiyona zemin hazirlar. Hareketli yasam,düzenli yürüyüsler hem kilo alinmasini önler, hem de sikinti ve endise gibi hislerin giderilmesini saglar.
j) Stress: Isinde veya evinde sikinti ve gerginlik içinde yasayanlarda kan basinci geçici olarak yükselebilir. Bu stressler siddetli ve uzun süreli olursa devamli hipertansiyona yol açabilir.

Kan basincinin yüksek oldugu hissedilebilir mi?
Bu sorunun cevabi genellikle hayirdir. Gerçekten hipertansiyonlu birçok kisi yüksek tansiyonlu olduklarini bilmeden yasarlar ve bunun tehlikeli sonuçlariyla karsilasirlar. Bu nedenle hipertansiyona sinsi bir katil diyenler de olmustur.Bilinmesi için tek yol belirli araliklarla kan basincini ölçtürmektir. Hastalarin yaklasik 1/3ünde su belirtiler bulunabilir: Bas dönmesi, bas agrisi ( genellikle kafa arkasi ve ensede ), çabuk yorulma, nefes darligi, görme bozukluklari, gögüste agri, burun kanamasi, kulak çinlamasi, çarpinti, kafada agirlik hissi, göz kanamalari. Bu belirtiler baska hastalarda da görülebildiginden hipertansiyona özgü degildirler.

Hipertansiyon hangi organlara zarar verir?
Normal düzeye düsürülmeyen yüksek kan basinci olan hastalarda zaman içinde bazi organlarda hasar olusmaktadir. Hipertansiyona bagli hedef organ hasarlari, eriskin ve ileri yas grubunda ölüm nedenlerinin basinda yer alir. Bu nedenler hipertansiyonun erken tanisi ve tedavisinin iyi yapilmasi halinde hedef organ hasarlari, dolayisiyla ölüm oranlari büyük ölçüde azaltilabilmektedir. Tedavi edilmemis hipertansiyon su organlarda tahribat yapabilmektedir:

a) Kalp:Yüksek basinca karsi kani pompalayan kalbin sol karincik kasinda zaman içinde kalinlasma ve karincikta büyüme meydana gelir. Bu büyüme fazlalasinca kalp kasinda yorgunluk, zayiflik gelisir ve sol kalp yetersizligi diye bilinen tablo ortaya çikar.
b) Kalbin atardamarlari ( koroner arterler ): Kalp kasini besleyen koroner arterlerde damar sertligine bagli daralma ve tikanmalar ( kalp infarktüsü ) hipertansiyonlu hastalarda daha sik görülür. Bir yaslanma olayi olan damar sertligi ( ateroskleroz ) çok nedenli karmasik bir süreçtir ama hipertansiyon en önemli risk faktörlerinden biridir.
c) Aort yirtilmasi: Seyrek görülen ama tedavisi acilen yapilmazsa ölümle sonuçlanabilen, olusmasinda hipertansiyonun rol oynadigi bir hastaliktir.
d) Beyin atardamarlari: Hipertansiyon tedavi edilmedigi taktirde beyin arterlerinde tikanma, kanama ve beyinde kanlanma azligi ataklarina neden olabilmektedir. Böylece olusan felçler ( inme ) hastanin hem sakat, yatalak kalmasi, hem de erken ölüm sebebidir.
e) Beyin ödemi: tedavi görmeyen ve tansiyonu hizla yükselen hastalarda görülebilen az rastlanan bir tablodur. Acil ama dikkatli tedaviyle düzelir.
f) Bacak atardamarlari: Bu damarlardaki tikanma ve daralmalar, hipertansiyonlu ve özellikle fazla sigara içen hastalarda sik görülür. Yürürken baldir veya bacak agrisi olusur, durunca hemen geçer. Tedavi edilmezse ayakta gangren olusabilir.
g) Böbrek. Tedavi görmeyen esansiyel hipertansiyonlu hastalarda, böbrek damarlarinda tahribat olmakta ve böbreklerde çalisma bozuklugu zaman içinde yerlesmekte ve ilerlemektedir. Böylece hipertansiyonlu hastalarin bir kisminda üremi hastaligi gelisebilir.
h) Göz. Hipertansiyon gözün iç tabakasindaki ince damarlari etkileyerek kanamalara ve bazen körlüge kadar giden görme bozukluklarina yol açabilir.

Böylece hipertansiyonun hiç de hafife alinmayacak, önemli bir hastalik oldugunun görmüs bulunuyoruz. Esansiyel hipertansiyon hayat boyu devam eden bir hastaliktir ama tedaviye erken baslanirsa ve tansiyon normalde tutulursa yukarda anlatilan kötü etkileri önlenebilir veya azaltilabilir.


Yüksek Tansiyon Konusuyla İlgili Diğer Makaleler