Türkiye'nin 1 Numaralı Sağlık Platformu
info@sagliklidunya.com

Konjenital Üriner Sistem Problemleri


Konjenital Üriner Sistem Problemleri

çocuklarda konjenital üriner sistem problemleri : Çocuk yas gurubunda üriner sisteme ait problemlerin önemli bir bölümünü konjenital anomaliler olusturur. Bu anomaliler üç degisik yolla zengin bir klinik tablo yaratirlar.
1.Üriner enfeksiyon'a bagli bulgular: Üriner enfeksiyon üriner sistem problemlerinin basinda gelir ve mutlaka arastirilmasi gerekir. Üriner enfeksiyonun önemi üç noktada toplanir.
a.Üriner enfeksiyon, üst solunum yolunun bakteriyel enfeksiyonlarindan sonra siklikta ikinci sirayi alir. Bu nedenle polikliniklerde çok sik karsimiza çikar.

b. Çok genis ancak herzaman üriner sistemi düsündürmeyen bir klinik semptomatolojisi vardir. Eriskinde tipik olan dizüri, pollaküri, suprapubik ya da kolik bölge agrisi gibi belirtilere ancak büyük çocuklarda rastlanabilir. Hematüri; metabolik, travmatik veya sistemik bir çok hastaligin belirtisi olarak ortaya çikabilecegi gibi her yasta ki üriner enfeksiyonda da görülür. Çocugun yasi küçüldükçe belirtilerle üriner sistem arasinda baglanti kurmak zorlasir. Yenidoganda sarilik, süt çocuklarinda istahsizlik, bulanti, kusma, ishal ve karin agrisi gibi gastroentestinal semptomlar daha ön plandadir. Karin agrisi cerrahi tablolarla, özellikle akut apandisitle karistirilirsa gereksiz laparatomi yapilmasina neden olur.

c.Üriner enfeksiyon asandan yolla bulasma sonucu ortaya çikabilecegi gibi, siklikla özellikle erkek çocuklarda altta yatan bir konjenital anomaliye sekonder olarak gelisebilir. Bu nedenle, erkek çocuklarda hemen ilk enfeksiyondan sonra, kiz çocuklarda ise, basariyla tedavi edilmis ilk enfeksiyondan sonra ikinci bir kez tekrari halinde altta yatan bir anomali olup olmadigi arastirilmalidir.

2.Kitleye bagli bulgular: Kitle, çocuklarda konjenital anomalilerin ilk bulgusu olabilir. Anne tarafindan banyo yaptirilirken ya da hekim tarafindan rutin muayene sirasinda saptanabilir. Kitle; multikistik böbrek, hidronefroz, renal ven trombozu, polikistik böbrek, Wilms tümörü veya nöroblastoma ait olabilir. Tüm yas guruplari ortak olarak ele alindiginda (Sekil1); basta hepatosplenomegaliler olmak üzere, cerrahi tedavi gerektirmeyen hastaliklar en sik karinda kitle sebebi olarak karsimiza çikarlar. Cerrahi tedavi gerektiren kitlelerin büyük çogunlugu üriner sisteme aittir. Yalniz üriner sistem kitleleri ele alindiginda yas guruplarina göre büyük farkliliklar göze çarpar. Yenidogan döneminde en sik hidronefrozlar, ikinci sirada kistik hastaliklar (büyük çogunlugu, mültikistik böbrek) yer alirken (Sekil 2), bir yasindan baslayarak habis neoplazmalar öne çikar .

3. Böbrek fonksiyon bozukluguna bagli bulgular: Bu bulgular zaman zaman araya giren üriner enfeksiyon nedeniyle alevlenmeler gösterselerde, genellikle kronik seyirli ve böbrek parankim kaybiyla orantili olarak artan ciddiyettedir. Parankim kaybi, her seviyedeki üriner obstrüksiyonun ve vezikoüreteral reflünün en istenmeyen ancak beklenen sonucudur. Bu kaybin derecesi çocugun yasindan çok, obstrüksiyonun ve reflünün derecesine baglidir. Fötal böbrek 14. haftada idrar üretmeye basladigindan ciddi konjenital obstrüksiyonlarda bebek ileri derecede parankim kaybiyla dogabilir. Böbregin fonksiyon kaybinda; Üremiye bagli olarak, bulanti, kusma, apati, letarji, koma, kas segirmeleri, anoreksi, vertigo, dispne gibi baska sistemlere ait oldugu düsünülebilecek çok genis bir semptomatoloji ortaya çikabilir. Metabolik asidoz ; bulanti ,kusma ve güçsüzlüge neden olur. Kalsiyum potassium metabolizmasinin bozuklugu kemik agrilarina yol açar. Hipertansiyonun ilk belirtisi bas agrisi olabilir. Poliüri, diabetes mellitus veya insipidus'da görülebildigi gibi, böbrek parankimini haraplayarak konsantrasyon yetenegini bozan, kronik pyelonefrit, hidronefroz ve kistik displastik hastaliklarinda göstergesi olabilir.

TANI YÖNTEMLERI : Yukarida sözü edilen klinik bulgulardan biri ile basvuran ya da semptomlari açik olarak baska bir sisteme baglanamayan çocuklarda üriner sistem arastirilmalidir.

FIZIK MUAYENE : Kitleler enspeksiyonla görülebildigi gibi palpasyonla da ele gelebilir. Fizik muayene özellikle eksternal anomalilerin saptanmasinda (mesane ekstrofisi, hipospadi, üretral prolapsus) yararlidir.

KAN VE IDRAR INCELEMELERI : Serumda; üre, kreatinin, sodyum, potasyum, klor, kalsiyum ve fosfor ölçümleri böbrek hasari oldugu bilinen çocuklarda hasarin derecesini belirleme ve izleme açisindan degerlidir. Idrarda; üre, kreatinin, dansite, osmolarite, proteinüri, ve asidite ölçümleri böbregin ekskresyon kapasitesi hakkinda bilgi saglar. 24 saatlik idrarda saptanan kreatinin miktari yasla degisir ve glomerüler filtrasyon hakkinda bilgi verir. Ancak glomerüler filtrasyon hizinin kesin ölçümü kreatinin klirensi ile mümkündür.

Bu degerler:
0-6 ayda :30-60 ml/dak
6-12 ayda :60-90 ml/dak
12 aydan sonra: 100-140 ml/dak dir.

Idrar kültürü üriner sistem arastirmalarinin en önemli basamaklarindan birisidir ve üriner enfeksiyondan süphelenilen çocuklarda tek kesin tani yöntemidir. Idrar kültürünün en güvenilir yolu suprapübik ponksiyonla alinan idrar örneginin besi yerine ekilmesidir. Bu yolla alinan örnekte mikroorganizma üretilmesi sayidan bagimsiz olarak üriner enfeksiyon tanisi için yeterlidir. Birlikte uygulanan antibiyogram uygun antibiyotigin seçimine yardimci olur.

RADYOLOJI : Üriner sistemin çesitli radyolojik yöntemlerle incelenmesi, statik ve dinamik özelliklerinin ortaya konmasina ve patolojinin anlasilmasina yardim eder.

Ultrasonografi (USG): Böbregin, yerlesimi, boyutlari, parankimi, kalisler ve pelvisin durumu, üreterler ve mesane hakkinda bilgi veren noninvaziv bir yöntemdir. USG ile obstrüksiyonun seviyesi varsa kitle ve tas saptanabilir.

Direkt üriner sistem grafisi (DUSG): Yatarak çekilen ve pelvisi içine alan bos karin grafisidir. DUSG ile kitle (hidronefroz, neoplazmalar), kalsifikasyon (nöroblastom), tas görülebilir. Sakral displaziler, spina bifida (idrar enkontinansinda) saptanabilir.

Intravenöz ürografi (IVU): Böbregin yapisal ve fonksiyonel durumunu gösteren en eski, ancak en çok kullanilan ve güvenilen yöntem olmaya devam etmektedir.Standart olarak, idrarla atilan radyoopak maddenin intravenöz yoldan verilmesinden sonra alinan 1, 3, 5, 10 dakika ve yarim saatlik kliselere ek olarak, gereginde araliklarla 24 saatekadar yapilan izlemeler, böbregin fonksiyonu, obstrüksiyonun derecesi ya da yapilmis bir cerrahi girisimin sonuçlari hakkinda degerli bilgiler verir.

Voiding sistoüretrografi (VCUG): Üretra kateteri yoluyla mesaneye opak madde verildikten sonra iseme sirasinda mesanenin, üretranin ve varsa üreterlere reflünün görüntülenmesini saglar. Vezikoüreteral reflü tanisinin vazgeçilmez yöntemidir. Posterior üretral valv tanisinda yararlidir.

Renal sintigrafi : Diger yöntemlerden farkli olarak üriner sistemin bosluklarinin degil parankiminin görüntülenmesini saglar. Parankim hasarini (skarlari) ortaya koyar. Total ekskresyona iki böbregin hangi oranlarda katildiginin kantitatif (%) olarak ölçülmesini saglar.

Kompüterize tomografi (CT): USG'den daha üstün degildir. USG görüntülerinde degerlendirme sorunu varsa uygulanabilir.

Pyelografi: Prograd (perkütan böbrek pelvisine girerek) veya retrograd (sistoskopi yoluyla üreter kateterize edilerek) yoldan yapilabilir. Özellikle IVU'nin mümkün olmadigi durumlarda yapisal özelliklerin gösterilmesinde çok yararlidir.

Renal anjiografi: Damarsal yapinin gösterilmesinin önemli oldugu, travma ve neoplazmalarda önem kazanir. Çocuk yas gurubunda kullanimi sinirlidir. Bu tani yöntemleri kullanilarak üriner sistemde ki patoloji ve derecesi ortaya konur. Üriner sistemin konjenital patolojileri obstrüktif ve non obstrüktif olarak iki ana baslik altinda toplanabilir.

12.1 OBSTRÜKTIF PATOLOJILER: Konjenital obstrüksiyonlara üriner sistemin her yerinde rastlanabilir. Ancak farkli anatomik bölümlerin birlesme yerindeki dogal darliklarda daha sik ortaya çikarlar.
12.2 NON OBSTRÜKTIF PATOLOJILER: Bunlar içinde en önemlisi vezikoüreteral reflüdür.

KAYNAKÇA
1-Mollard P: Précis d'Urologie de l'Enfant, Paris, Masson.1984.
2-Cendron J, Schulman C: Urologie Pédiatrique, Paris, Flammarion Médecine -Sciences. 1989, 2. baski
3-Welch KJ, Randolph JG, Ravitch MM, O'Neill, JR, JA, Rowe MI: Pediatric Surgery, Chicago, Year Book Medical Publishers Inc. 1986, 4. baski.
4-Kelalis PP, King LR, Belman AB: Clinical Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1992, 3. baski.
5-Ashcraft KW: Pediatric Urology, Philadelphia, WB Saunders Co., 1990, 2. baski.


Çocuk Sağlığı Konusuyla İlgili Diğer Makaleler